Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddet:
Risk Faktörleri, Etkileri,
Değerlendirilmesi ve Önlenmesi
PSİKİYATRİDE GÜNCEL YAKLAŞIMLARCURRENT APPROACHES IN PSYCHIATRY
ÖZET
Sağlık ortamında hekime ve sağlık çalıșanlarına yönelik șiddet son yıllarda artıș
göstermektedir. Sağlık kurumunda çalıșmak diğer iș yerlerine göre șiddete uğrama
yönünden daha risklidir. Bu konuda yürütülmüș çalıșmaların bulguları da sağlık
alanında ortaya çıkan șiddetin diğer iș yerlerine göre oldukça fazla olduğu
gerçeğini doğrulamıș ve bu olayların sadece yaralanma gibi ciddi olanlarının șiddet
olarak algılandığı, çok azının kayda alındığını göstermiștir. Hastalar kadar hasta
yakınlarının da sağlık çalıșanlarına șiddet uygulama eğiliminde oldukları
görülmüștür. Sözel șiddetin sıklığı fiziksel șiddetten daha fazladır. Șiddet en sık acil
servislerde, ikinci sıklıkta da psikiyatri kliniklerinde sergilenmektedir. Șiddete
uğrayan sağlık çalıșanlarında șiddetin ardından anksiyete ve huzursuzlukta artıș
gibi psikolojik etkiler görülmektedir. Sağlık çalıșanları șiddet davranıșı ile baș etme
konusunda yeterli eğitim görmedikleri saptanmıștır. Tıp eğitiminde hasta-hekim
ilișkisi konusunda verilen eğitim içerisindeki eksiklikler giderilmesi sorunun çözümü
yolunda önemli bir adım olacaktır. Ülkemizde sağlık personelinin mağdur olduğu
eylemlere ilișkin yasal düzenlemeler bulunmamaktadır. Sağlık personeline yapılan
sözel saldırılar, yaralamalar, darp ve öldürmeye ilișkin hükümler genel hükümlere
tabi tutulmaktadır. Gerek sağlık hizmetindeki hızlı değișimler gerek yasal uygulamalardaki
eksiklikler șiddetin önlenmesinde ve çalıșan güvenliği sağlama konusunda
boșluklar bırakmaktadır. Güvenli ortamın sağlanmasında çalıșanların eğitimi,
mevzuatların düzenlenmesi, yöneticilerin üzerine düșen görevler gibi çok yönlü
konular olmakla birlikte yasal düzenlemelerin de gerektiği kaçınılmazdır.
Anahtar Sözcükler: Șiddet , Sağlık Çalıșanları, Önleme
ABSTRACT
There has been an increase in violence against physicians and healthcare staff in
the health-care environment in recent years. The risk of violence remains stronger in
people working in health institutions than the ones working in other businesses.
Results of previous studies in this issue consistently confirmed the fact that violence
in health care business is quite higher in frequency than the violence reported
in other business environments. However it has also been reported that
only attacks resulting in serious injuries have been considered as incidents of
violence and other violence attempts are inclined not to be reported to legal au-ANNAGÜR 162
thorities resulting in a much lower official rates. Not only patients but also the
relatives of patients have been reported to expose violence against healthcare
workers. Verbal violence were found to be more common than physical violence.
Violence incidents happen most commonly in the emergency room settings, and
psychiatric clinic settings. Health care staff exposed to violence usually suffer from
anxiety and restlessness as psychological after-effects. Health care workers are not
sufficiently trained about how to cope with acute and chronic effects of violent
behavior. This issue should be handled within the framework of medical faculty and
related schools’ curriculum. All health care staff including physicians should get
sufficient education to take immediate actions on such incidents. Unfortunately in
Turkey, there is no specific legal regulation related to violence towards health
employees. The verbal attacks, injuries, assault and murder of health workers are
subject to general legal provisions. Both rapid changes in health care services,
facilities and shortcomings in legal regulations cause gaps in violence prevention
and employing safety issues in hospitals and related health care facilities. Training
employees and hospital managers, and considering the creation and application of
present and future regulations remain as main prerequisites for ensuring a safe
environment for healthcare staff.
Keywords: Health Care Staff, Violence, Prevention
(Psikiyatride Güncel YaklaşımlarCurrent Approaches in Psychiatry 2010; 2(2):161–173)
Çevrimiçi adresi/ Available online at: www.cappsy.org/archives/vol2/no2/
Çevrimiçi yayım tarihi / Online publication date: 01 Şubat 2010 / February 01, 2010
iddet; kendine ya da bir başkasına, grup ya da topluluğa yönelik olarak
ölüm, yaralama, ruhsal zedelenme, gelişimsel bozukluğa yol açabilecek
fiziksel zorlama, güç kullanımı ya da tehdidin amaçlı olarak uygulanması
olardır.[1] Sağlık kurumunda şiddet ise; hasta, hasta yakınları ya da diğer
başka bir bireyden gelen, sağlık çalışanı için risk oluşturan sözel ya da
davranışsal tehdit, fiziksel saldırı veya cinsel saldırıdır.[2]
Sağlık ortamında hekime ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet son
yıllarda artış göstermektedir. Hastaneler sağlık çalışanları için belki de gün
geçtikçe tehlikeli ortamlar olmaktadır. Bu durumda hekimler ve sağlık
çalışanları kendilerini güvende hissetmemektedir. Gerek sağlık hizmetindeki
hızlı değişimler gerek yasal uygulamalardaki eksiklikler şiddetin önlenmesinde
ve çalışan güvenliği sağlama konusunda boşluklar bırakmaktadır.
Bu yazıda amaç; hekimlerin ve sağlık çalışanlarının şiddete uğrama
sıklığına ilişkin yapılmış çalışmaları gözden geçirmek ve gelecekte bu konuya
ilişkin sorunların giderilmesine ve güvenli ortamların sağlanmasına
yönelik çalışmalara ışık tutmaktır.
Şiddeti Açıklayan Teoriler
Şiddete ilişkin birçok teori şiddetin oldukça karışık bir davranış biçimi oldu-
ğunu açıklamaktadır. Şiddete yönelik üç ana teori ileri sürülmektedir. Bunlar
biyolojik, soysal öğrenme ve zedelenme-saldırganlık teorileridir.[3,4]
Ş163 SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET
Biyolojik teoriye göre bazı kişiler nörolojik, genetik ve hormonal
fonksiyonları ile şiddete yatkındırlar.[5,6] Temporal lob epilepsisi gibi beyin
disfonksiyonu olanlar buna örnek verilebilir. Biyolojik teori şiddetle ilgili
tıbbi bir yaklaşımın da gerekli olduğunu öne sürer. Sosyal öğrenme teorisine
göre şiddet diğer sosyal davranışlar gibi öğrenilen bir davranıştır.[7]
Örneğin öncesinde otoriter bir ortamda şiddet deneyimi yaşayan kişinin
benzer ortamlardaki bir uyaran ile öfkesi provoke olabilir. Yine geçmiş
yaşantısında şiddete maruz kalanlar yaşamlarında şiddet davranışını
sürdürebilirler. Zedelenme-saldırganlık teorisine göre şiddet, önemli beklentilerin
yerine gelmemesi sonucu oluşan bir zedelenmeye yanıttır.[8] Bu
teori hastanelerde karşımıza çıkan şiddet davranışını çoğunlukla
açıklayabilir.
Sağlık Kurumlarında Şiddetin Sıklığı ve Özellikleri
Sağlık çalışanlarının maruz kaldığı şiddete ilişkin yurt dışı ve yurt içinde
birçok çalışma yapılmıştır. Çalışmalardan elde edilen bulguların ortak
noktası; sağlık alanında ortaya çıkan şiddetin diğer iş yerlerine göre oldukça
fazla olduğu ve daha az kayda alındığıdır. Sağlık kurumlarındaki şiddetin az
oranda bildirildiği, sadece yaralanma gibi ciddi olayların şiddet olarak
algılandığı, diğerlerinin bildirilmediği çalışmalarda öne çıkmıştır.[9,10]
İşyerlerinde şiddete uğrama durumunun bildirilmesinde eksiklikler ve engeller
olduğu için gerçek sıklığın bilinmediği, sadece bildirilen olgularla sınırlı
kaldığı belirtilmiştir.[11] Bir çalışmada sağlık kurumunda çalışmanın diğer iş
yerlerine göre şiddete uğrama yönünden 16 kat daha riskli olduğu
gösterilmiştir.[12] Araştırmalar hastalar kadar hasta yakınlarının da sağlık
çalışanlarına şiddet uyguladığını göstermektedir.[13,14] Sözel şiddetin fiziksel
şiddetten daha sık olduğu belirtilmiştir.[13]
Kanada’da yürütülen bir çalışmada acil servislerde şiddete uğrama
oranlarının oldukça yüksek olduğu saptanmıştır.[15] Bu çalışmada herhangi
bir zamanda şiddete uğrama sıklığının %60, sözel istismarın %76, fiziksel
tehdit veya saldırının %86 olduğu gösterilmiştir. Aynı çalışmada
katılımcıların %73’nün şiddette uğramalarından dolayı hastalardan
korktukları, %49’nun hastalar tarafından tanındığı ve %74’nün iş doyumunun
azaldığı belirtilmiştir. Ayrıca şiddete maruz kalanların %67’si uğradığı
şiddeti rapor etmiş, bir kısmının da iş değişikliği yapılmıştır.
İngiltere’de yapılan bir çalışmada ise genel hastanede çalışanlarda
şiddete maruz kalanların çoğunluğunun kadın olduğu, saldırıya maruz
kaldığı, %23’nün hastalar tarafından davranışsal tehdit aldığı, %15.5’nin de
hasta yakınları tarafından davranışsal tehdit aldığı gösterilmiştir. Fiziksel ANNAGÜR 164
saldırı oranının %20 olduğu belirtilmiştir.[16] Avustralya’da psikiyatri kliniklerinde
yapılan bir çalışmada, şiddet zarar verici özelliğine göre 8 dereceye
ayrılmış ve en sık düşük derecede fiziksel şiddetin olduğu gözlenmiştir.
Hemşirelerin daha fazla şiddete maruz kaldıkları, şiddet uygulayan hastalar
arasında alkol ve madde bağımlılarının daha fazla olduğu belirtilmiştir [17].
Türkiye’de bu konuda yapılmış çok merkezli çalışmalar vardır. Bunlardan
en kapsamlılarından biri 2002 yılında Eskişehir, Ankara ve Kütahya’da sağlık
kurumlarında yapılan çalışmadır.[18] Çalışmaya hem birinci basamaktan,
hem devlet hastanesi hem de üniversite hastanesinde çalışanlar dâhil
edilmiş. Son bir yıl içinde sözel, fiziksel veya cinsel saldırıya uğrayıp
uğramadıkları sorulmuş. Çalışanların yaklaşık yarısı (erkeklerde %48 ve
kadınlarda %52.5) şiddete uğradığını ifade etmiştir. Şiddete uğrama sıklığı
illere göre farklılık göstermiştir. Şiddete en sık pratisyen hekimler ve
hemşirelerin uğradığı, en az öğretim görevlilerinin uğradığı gösterilmiştir.
Çalışma birimi açısından en sık acil servislerde çalışanların şiddete maruz
kalmakta olduğu gösterilmiştir. Türkiye’nin batısında 2006 yılında yapılmış
yine çok merkezli bir çalışmada son bir yıl içinde en az bir kez şiddete maruz
kalma oranı %49.5 olarak belirtilmiş. Olguların %48.3’inin 1-5 kez
arasında şiddete maruz kaldıkları saptanmıştır.[13] Çalışanın yaş ortalaması
ve deneyim süresi ile şiddete uğrama sıklığında anlamlı bir farklılık
bulunamamıştır. Kadınlarda şiddete uğrama sıklığının daha yüksek olduğu
saptanmıştır (%60’a %40). Diğer çalışmaya benzer olarak pratisyen hekimler
ve hemşirelerin şiddete daha fazla maruz kaldıkları, çalışma ortamı olarak
devlet hastanelerinde ve acil servislerde şiddetle karşılaşma oranının diğer
bölümlerden fazla olduğu gösterilmiştir. Ayrıca çalışmada sözel şiddetin
%72.4, fiziksel şiddetin %11.7 sıklığında görüldüğü; cinsel şiddet oranının
çok düşük olduğu (%0.025); silah, bıçak veya kesici delici aletlerin %0,3
oranında kullanıldığı belirtilmiştir. Çalışmada değinilen bir başka nokta da
çalışanın şiddete uğrama sırasında genellikle yardım alamadığıdır. Şiddete
maruz kalan çalışanların yarıdan fazlasında olay sonrasında yüksek oranlarda
anksiyete ve huzursuzluk hissettikleri gösterilmiştir.
Bolu’da yapılmış tek merkezli bir çalışmada şehir merkezinde devlet hastanesi
ve üniversite hastanesinde çalışanlar çalışmaya dâhil edilmiştir. Uzman
doktor, hemşire ve diğer çalışanlardan oluşan grubun %87.1’nin şiddet
davranışına maruz kaldığı; sözel şiddetin %46.9, saldırgan davranışın %33.5,
fiziksel saldırının %19.4 olduğu gösterilmiştir.[19] Şiddet gösterenlerin profiline
bakıldığında daha çok 21-30 yaşları arasında ve eğitim düzeylerinin
düşük olduğu; şiddetin en sık olarak hasta yakınları tarafından, ikinci sıklıkta
ise hasta ile birlikte hasta yakını tarafından daha az oranda hasta tarafından
yapıldığı belirtilmiştir. Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 165 SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET
yapılmış bir çalışmada çalışanların son bir yıl içerisinde şiddete maruz kalma
oranı %85.9 olaraksaptanmıştır. Şiddete uğrayanların %59’nun sözel şiddete
uğradığı, %26.5’nin fiziksel şiddete uğradığı belirtilmiştir.[20]
Gerek hastanenin tüm bölümlerini kapsayan, gerek sadece acil servislerde
yapılmış çalışmalarda şiddet oranlarının acil servis hizmeti veren
bölümlerde daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Acil servislerde yapılan
çalışmalara bakacak olursak oranlar birbirine benzerdir. [21-28]
İzmir’de yapılan bir çalışmada katılımcıların %98.5’i sözel şiddete
uğradıkları, %19.7’sinin de fiziksel şiddete uğradıkları belirtilmiştir.[29] Adana’da
acil servislerde yapılan bir çalışmada katılımcıların %100’ü her nöbetlerinde
en az bir kez sözel şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir. Bir aylık
sürede saldırgan davranışın %53.2, fiziksel şiddetin ise %38.5 olduğu
gösterilmiştir. Şiddet gösteren kişilerin genellikle 15-30 yaş arası gençlerde
fazla olduğu; alkol ve madde kullanan kişilerin daha fazla şiddet eğiliminde
olduğuna değinilmiştir.[23]
Şiddet Gören Sağlık Çalışanlarının Özellikleri
Bazı çalışmalarda istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, genel olarak
kadınların daha çok şiddete uğradıkları gösterilmiştir.[13,18,27] Genel bir
profil çizilecek olursa genç, küçük fiziksel yapıya sahip, anksiyöz görünümlü
bayanlar şiddete daha fazla maruz kalmaktadır.[30-33] Meslek gruplarına
göre incelendiğinde hemşirelerin daha sık şiddete uğradığı, ikinci sıklıkta ise
pratisyen hekimlerin daha sonra da uzman hekimlerin ve diğer personelin
olduğu gösterilmiştir.[13,18] Çoğu çalışmada çalışanların deneyimleri de ele
alınmıştır. Bazı çalışmalarda 5-10 yıl arası çalışanlarda şiddet riski daha
yüksek çıkarken [13,18], bazı çalışmalarda ilk 5 yılda şiddete uğrama riski
daha yüksek olduğu bulunmuştur.[34]
Şiddetin Ortaya Çıktığı Ortamın Özelliği
Şiddetin gerçekleştiği yerle ilgili bildirilere baktığımızda en sık acil servislerde
ve ikinci sıklıkta psikiyatri kliniklerinde şiddetin olduğu gösterilmiş-
tir.[5,13,16,18,23,27,34] Dahili ve cerrahi branşlar incelendiğinde; Türkiye’de
ve yurt dışında yapılan çoğu çalışmalar cerrahi branşlarda şiddetin daha
fazla olduğunu gösterirken,[18,27,34] yurt dışında yapılan bazı çalışmalarda
dâhili branşlarda şiddetin daha fazla olduğuna değinilmiştir.[16] Hastane
ortamında en sık acil odalarında şiddet oluşmakla birlikte servisler ve poliklinikler
de güvenli ortamlar değildir.[18] Bunun yanında sırasıyla azalan
oranlarda bekleme salonları, park yerleri, koridorlar ve kafeteryalar da riskli
alanlar olarak belirtilmiştir.[34] ANNAGÜR 166
Araştırmalar şiddetin en sık olduğu saati 16.00-20.00 olarak göstermektedir.[27]
Yine çalışmalar özellikle gece mesailerinde şiddetin gündüz mesailerinden
daha fazla olduğunu göstermektedir.[29] Genellikle hastanın
başvurduğu ilk bir saat içerisinde şiddet olayı yaşanmaktadır.[32]
Acil Servislerin Özelliği
Acil servisler, acil müdahale gerektiren vakaların, yaralanmaların, riski
yüksek hastaların kısacası hayat ile ölüm arasındaki çizginin yüksek gerilimle
yaşandığı yerlerdir. Bu nedenle hem acil çalışanları hem hasta ve hasta sahipleri
için stresli mekânlardır. Endişeli hasta ve yakınları tetkik ve konsültasyonlar
nedeni ile tedavinin uzamasını geç müdahale olarak algılayabilir. Bu
nedenle de sağlık çalışanı sorumlu tutulabilir ve hasta yakını saldırganlaşma
eğilimi gösterebilir.[18]
Acil serviste ölüm olayının nedeni hasta yakınları tarafından tedavi
yetersizliği olarak görülebilir ve şiddet eğilimini arttırır.[22] Muayene ve
tedavi sırasında oluşan tartışmalar, anlaşmazlıklar, saygısızca sarf edilen
sözler, ihtarlar, tavırlar karşılıklı olarak hem hastayı hem de acil servis
çalışanını provoke edebilir.Acil servislerde genellikle mesleğinin ilk yıllarında
olan kişiler çalışmaktadır. Çalışan kişilerin deneyimlerinin az olması şiddete
uğrama riskini arttırabilir.[27,34,35] Acil servislerde hekimlerin ve sağlık
çalışanlarının çalışma koşulları, mesaileri ve iş yükleri de stres ve gerilimi
arttırıcı bir diğer husustur. Yoğun ve yorgun mesailer çalışanların enerjilerini
tüketmekte ve empati yapabilme yetisini ve toleransını azaltmaktadır. Stresli
sağlık çalışanı da karşısındakinden anlayış beklemektedir.
Şiddet Eğiliminin Belirlenmesi
Şiddete eğilimli kişilerin özellikleri incelendiğinde; bu kişiler genellikle otuz
yaş altı, erkek, düşük sosyoekonomik düzeye sahip, yasal veya yasal olmayan
sebeplerle silah bulundurabilen, otorite ile sorunları olup daha önce
yasal sorunlar yaşayan veya tutuklanma öyküsü olan kişilerdir. Bu kişilerin
çoğunluğunun alkol ya da madde kullanımı öyküleri vardır.[36] Ayrıca metabolik
hastalığı olanlar, alkol ve madde kullanımına bağlı yönelim
bozukluğu ve konfüzyonu olanlar, nörolojik sorunu olanlar (Alzheimer
hastalığı veya beyin disfonksiyonu gibi), psikiyatrik hastalığı olanlar şiddet
uygulama riski yüksek olan kişilerdir.[27]
Sağlık çalışanının hastalardan bulaşabilecek bulaşıcı hastalıklardan kendisini
koruması gerektiği hem eğitim sürecinde hem de meslek hayatı
boyunca önemle vurgulanır. Ancak şiddet oranlarının yüksek olduğu
bilindiği halde şiddete maruz kalma riski ve kendisini şiddetten koruması167 SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET
gerektiği hem eğitim sürecinde hem de çalışma hayatında pek de söz edilmez.
Şiddetten korunmanın en iyi yolu olay ortaya çıkmadan önlem almak
veya yardım aramaktır.
Yapılan çalışmalarda fiziksel saldırı öncesinde bir prodromal dönemin
olduğu belirtilmektedir. Bu dönemde anksiyete ve gerginlikte artış, ses
yükseltme, postür değişikliği, kuşkulu bakışlar, artmış fiziksel aktivite ve
yerinde duramama gibi belirtiler olabilmektedir. Bazen de çok sessiz duran
bir kişi aniden patlama tarzında tepki verebilmektedir.[36-38]
Şiddete Karşı Alınacak Önlemler ve Şiddetle Başa Çıkma
Şiddetle başa çıkmada genel olarak iki ana yöntem vardır. Birincisi; hasta ve
çalışan düzeyinde küçük çaplı önlemler. İkincisi de hastaneyi ilgilendiren
büyük çaplı önlemlerdir.
Hastaya odaklı önleyici yöntemler; hastayı yakından gözlemlemek,
detaylı öykü almak, hastaya yaklaşımda stresle baş etme yollarını öğrenmek,
etkili sözel ve sözel olmayan beceriler gibi güncel yaklaşımlar yanı sıra
kısıtlama, tecrit etme ve ilaçla tedavi gibi geleneksel yöntemler de
sayılabilir.[39] Bazı görüşler geleneksel yöntemlerin zorlayıcı olup hasta ve
ortamda bulunan kişileri travmatize ettiğini ileri sürmektedir. Geleneksel
yöntemlerin sürdürülmesi ile tepkisel bir durumun oluştuğu, çalışanların
stresini arttırdığı, hasta ilişkisini azalttığı belirtilmiştir. Bu yöntemin kısa
sürede etkili olduğu ancak uzun sürede dolaylı olarak hasta agresyonunu
arttırdığı vurgulanmaktadır.[40] Sağlık çalışanlarının kişilerarası ilişkilerde
sözel ve sözel olmayan beceri eğitimi almaları olumsuz duygusal etkiyi
azaltır.[41] Şiddet öncesi prodromal dönemdeki belirtileri iyi gözlemlemeleri
en etkili önlemlerdir.[42] Hasta hekim ilişkisinde değinilecek başka bir konu
da hasta bilgilendirilmesi ve aydınlatılmış onam konusunda eksikliklerin
olduğudur. Hasta ve hasta yakınına karşı teknik konuşmak veya olabilecek
riskler hakkında yeterli bilgi vermemek şiddet riskini arttırmaktadır.
Hastane geneli ile ilgili geniş çaplı önlemler; uygun raporlama sistemleri,
etkili güvenlik eğitimleri, 24 saat alan içi güvenlik sağlanması, güvenlikli
kapılar, güvenlik kameraları, metal detektörler ve kontrol noktaları, koruyucu
akrilik pencere ve panik alarmlarıdır.[43] Tablo.1’de aniden
saldırganlaşan kişiyi kontrol etmek için önerilen bazı yaklaşımlar
verilmiştir.[37]
Saldırgan bir kişiyi sakinleştirmek için önerilen 3 seçenek
vardır.[21,38,44] Bunlardan ilki konuşarak sakinleştirmektir. Konuşurken
özellikle şiddet öncesi prodromal dönemde hasta ya da yakınlarının
endişeleri giderilmeye çalışılmalı, fazla umut verici konuşmamalıdır. ANNAGÜR 168
Konuşma sakin ve ses tonuna dikkat edilerek yapılmalıdır. İkinci seçenek
güç kullanarak etkisizleştirmedir. Birey ile yalnızsanız güç kullanmaktan
kaçınılmalıdır. Yeterince güvenlik elemanını olması gerekir. Herkesin ayrı bir
ekstremiteyi ve kafayı tespit etmesini sağlanmalıdır. Bu işlem için en az beş
erişkin gerekir. Hasta yumuşak bir tespitle kontrol edilmelidir. Son seçenek
ise antipsikotik veya sedative hipnotik ilaçlar gibi farmakolojik ajanlar ile
müdahale etmedir.[44-46]
Tablo.1. Aniden Saldırganlaşan Kişiye Yönelik Önlemler [37]
Saldırgan ile göz göze gelmeyin.
Saldırgan ile en az bir kol uzunluğu kadar güvenlik mesafeniz olsun, ani bir hamle ile
size vuramasın.
Başarılı olamayacaksanız kaçmayın ve dövüşmeyin
Hasta sizden ısrarla uzaklaşıyor ise ısrarcı olmayın onun istediği yerde durun.
Eğer gerekiyorsa hastadan korkmuş gibi görünün.
Saldırganlaşma eğilimi gördüğünüzde yardım isteyin.
Herhangi bir tehlike anında kaçmak için kapıya yakın durun.
Saldırganlık potansiyeli olan bir olgu ile konuşma ya da muayene etme
durumunda önerilen bazı yaklaşımlar Tablo.2’de verilmiştir.
Tablo.2. Saldırgan Eğilimleri Olan Hastaya Yaklaşım
Güvenlik personelinden hastanın üzerini aramasını ve silah varsa uzaklaştırmasını
isteyin
Güvenlik personelini oda içinde veya hemen kapı önünde bekletin
Mümkünse iki çıkışı olan bir oda kullanın
Odada hastanın saldırı arcı olarak kullanabileceği alet veya nesneleri (bistüri, makas,
keskin nesneler, sıcak içecek, kişisel ürünler vs) bulundurmayın.
Boğmak amacı ile boğazınızı sıkarsa karotidleri korumak için çenenizi kullanın.
Eğer sizi ısırır ise elinizle burnunu sıkın, nefes almak için ağzını açmak zorunda kalır.
Eğer silah ile tehdit varsa korkunuzu belli etmemeye çalışın. Asla tartışmayın, bağırmayın
ve sözlü yakınmayın. Başarılı olacağınızdan emin değilseniz koşarak kaçmayın.
Mümkün olduğu kadar yumuşak ve alttan alarak yatıştırıcı konuşun. İnsani bir ilişki
kurmaya çalışın.
Silahlı bir saldırgan hasta karşısında ise ideal olan acil servise girmeden
önce hastaların güvenlik personeli tarafından aranması ve
silahsızlandırılmasıdır. Eğer muayene sırasında bir silah ila karılaşırsanız asla
silahı almayın ve hastadan onu bir yere koymasını isteyin. Sonra silahı
güvenlik personeline teslim edin. Şiddet eğilimi yoksa kişisel bir mülk
olduğu için silahı muayeneden sonra iade edin. 169 SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET
Sağlık Çalışanlarında Saldırı Sonrası Görülen Sorunlar
Kanada’da yapılan bir çalışmada acil serviste şiddete maruz kalanların
%38’inin sağlık alanı dışında başka bir işe geçmeyi istedikleri, yaklaşık
%18’inin acil serviste çalışmak istemedikler, bir kısmının da işlerinden
ayrıldıkları belirtilmiştir. Şiddete uğrayanların %25’inin şiddet olayı
sonrasındaki ilk mesailerinde kötü performans gösterdikleri, %24’ünün ilk
bir haftasında kötü performans gösterdikleri, ilerleyen zamanlarda da %19
unun performansının etkilendiği gösterilmiştir. Yaşanan şiddet olayı
sonrasında %73’ünün hastalarından korktukları, %24’ünün hastaların
şiddetinden korktukları, %35’inin hastaları "potansiyel şiddet gösteren"
olarak gördükleri bildirilmiştir.[15]
Yapılan çalışmalarda şiddete uğrayanlarda şiddetin psikolojik etkileri
gösterilmiştir. Şaşkınlık, kızgınlık, çaresizlik, korku, tükenmişlik, güven kaybı
kendini suçlama gibi farklı duygulara neden olduğu
belirtilmiştir.[15,28,47,48] Ayrıca özellikle fiziksel şiddete uğrayan
çalışanlarda travma sonrası stres bozukluğu gelişebileceğine
değinilmiştir.[49] Çalışmalarda saptanan bir diğer sonuç şiddete uğrayan
sağlık çalışanının diğer hastalara sunduğu hizmet kalitesinin dolaylı olarak
düşmesidir.[15,50]
Türkiye’de 2006 da yapılan çalışmada şiddete uğrayan sağlık
çalışanlarının %43.5’i herhangi bir sorun belirtmezken, %56.2’sinin anksiyete
veya irritasyon bulguları gösterdikleri saptanmıştır. Bu kişilerin büyük bir
çoğunluğunun (%87.8) tedavi almadığı görülmüştür.[13] Samsun’da yapılan
bir çalışmada ise, psikiyatri çalışanlarının durumluk kaygı ve sürekli kaygı
skorları yüksek bulunmuştur. Bunun nedeni de psikiyatri kliniklerinde
şiddete uğrama riskinin yüksek olması olarak gösterilmiştir.[20]
Ne yazık ki genel olarak bu yönde yapılan çalışmalarda şiddete uğrayan
sağlık çalışanlarında akut ve ileriki dönemde ortaya çıkan psikiyatrik durumlara
ilişkin detaylı veriler olmadığı görülmektedir.
Güvenli Çalışma Ortamının Oluşturulması
Şiddet riskini azaltmanın en önemli yolu çalışma ortamında yeterli güvenlik
önlemlerinin alınmasıdır. Çalışmalar daha çok acil servisler için yapılmış olsa
da diğer bölümler için de uyarlanabilir.
ABD’de acil servislerdeki şiddete karşı oldukça sıkı önlemler
alınmaktadır. Örneğin metal detektörlerin kullanılması hastane içine silah
sokmayı önlemektedir. Yapılan anketlerde hasta, hasta yakını ve çalışanların
büyük bir oranının (%73-%89) metal detektörler sayesinde kendilerini
güvende hissettikleri belirtilmiştir.[51] Başka bir önlem de güvenlik köpekle-ANNAGÜR 170
rinin bulundurulmasıdır. Yapılan bir çalışmada acil serviste K-9 köpeklerinin
bulundurulmasının şiddet riskini oldukça azalttığı özellikle çete aktivitelerini
kontrol etmekte yardımcı olduğu gösterilmiştir.[52]
Alınabilecek diğer geniş çaplı önlemler; uygun raporlama sistemleri,
etkili güvenlik eğitimleri, görevli kişilerle 24 saat alan içi güvenlik
sağlanması, güvenlikli kapılar, güvenlik kameraları, metal detektörler ve
kontrol noktaları, koruyucu akrilik pencere ve panik alarmlarıdır.[43]
Sonuç
Yapılan çalışmalar sağlık alanında şiddetin çok sık olduğu ancak az
bildirildiğidir. Bunun birçok nedeni olmakla birlikte genel ortak kanı özellikle
ülkemizde çalışanların haklarını savunacak yasal düzenlemelerin
olmamasıdır. Türkiye’de sağlık personelinin mağdur olduğu eylemlere ilişkin
yasal düzenlemeler bulunmamaktadır. Sağlık personeline yapılan sözel
saldırılar, yaralamalar, darp ve öldürmeye ilişkin hükümler maalesef genel
hükümlere tabi tutulmaktadır. Fakat görev başında yapıldığı için cezanın
yarısı kadar daha arttırma yargı kararına bağlıdır. Bu konuda tabip odalarına
önemli görevler düşmektedir. Türk Tabipler Birliği Ceza Kanunu’nda eksik
olan yerlere madde ekleme konusunda kararlı olmalıdır. Tabipler birliği,
amacı belirli, konusundaki eksiklikleri tespit eden, halkı eğiten aynı zamanda
hekimlik mesleğini koruyan yönelimlerde ve uygulamalarda bulunmalıdır.
Gerek sağlık hizmetindeki hızlı değişimler gerek yasal uygulamalardaki eksiklikler
şiddetin önlenmesinde ve çalışan güvenliği sağlama konusunda
boşluklar bırakmaktadır.
Amacı insanlara yardım ve tedavi olan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının
güvenli koşullarda çalışması ve olabilecek şiddet riskinin azaltılması en
doğal haklarıdır. Güvenli ortamın sağlanmasında çalışanların eğitimi,
mevzuatların düzenlenmesi, yöneticilerin üzerine düşen görevler gibi çok
yönlü konular olmakla birlikte yasal düzenlemelerin de gerektiği açıktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder